Yanlızlık Çöker İçimize...

Çok parçalandım, parçalandıkça çoğaldım diye inanmazsam nasıl yaşarım. Bir gün daha bitti ama yarın yeni bir gün diye inanmazsam nasıl yaşarım söyle yalnızlığım…Ömür denen şey de küçük umutlarım olmazsa nasıl yaşarım ah nasıl yaşarım.İnançlarım uğruna ölmezsem yada inançlarım için savaşmazsam nasıl hayatta kalırım… Ya şu hayatta savaşmaktan yorulanlardansam nasıl katlanırım bu hayata söyleyin hatıralar. Anılarımla başa çıkamıyorsam, pişmansam yaşadıklarımdan, artık kurduğum cümlelerin hepsi keşkelerle başlıyorsa nasıl yaşarım bu köhne boş şehirde. Artık eskisi gibi umutlu ve mutlu değilsem, hayattan tat alamıyorsam nasıl söyle nasıl yaşarım bu küçük, karanlıklar çökmüş evimde. Duvarlarım, odamın duvarları beni boğuyorsa, bir zamanlar rengarenk olan odam şimdi karanlıklara gömüldüyse benim halim için ne denilmeli. Onlardan odamın karanlığından, evimin sessizliğinden, bir zamanlar bana huzur veren şehrimin boşluğundan ne farkım kaldı söyleyin… Ben o hayat dolu umut dolu kız şimdi hayata küsmüş bir haldeyim. Belki de beni bu hale getiren sadece yaşam değildir belki de beni bu hale asıl getiren karanlığa gömen yüzümü solduran insanlar ve insanların çirkin yüzleridir ne dersiniz. İnsanlar değil midir Dünya’yı karanlığa gömen o zaman beklide beni de mutsuz yapan yine sahtekar düzenbaz yalan dolanı kendilerine hal edinmiş insanlar değil midir? Aslında ne isterler ki şu masum insanlardan ne günahları vardı ki o kendi halinde yaşayan insanların. Şimdi tekrar soruyorum nerde hak? Nerde adalet? Nerde insanlık? Cevap verin çünkü insanlık bu cevabı arar oldu… Eskiden olsa insanlar hak, adalet gibi kavramlar uğruna canlarını verirdiler. Oysa şimdi insanoğlu can almayı uygun görüyor. Tabi ki tüm insanların hepsi katil hepsi haksız değil ama masum olanlar bu insanlar tarafından korkutulup sindirildiği için Dünya karanlıkta…




