aTÜRK ÇOCUĞU ECDADINI TANIDIKÇA DAHA BÜYÜK İŞLER YAPMAK İÇİN KENDİNDE KUVVET BULACAKTIR... K.ATATÜRK..." BARIŞ AKARSU SENİ UNUTMAYACAĞIZ MEKANIN CENNET OLSUN! "... a

Image Hosted by ImageShack.usHayata dair güzel olan her şeyi paylaşmak adına...Image Hosted by ImageShack.us

ileri

17/7/2008

Sen ve Ben ...



tanımadığım kişiler var hep
aynadaki yüzümde
hiç bilmedim ki istediğimi..
ne seni ne de kendimi

bişeyim yok..
geçer dedim ama geçmedi..

bilmiyorum bilemiyorum
artık hiç birşeyi....
bize dair söylenecek tek şey belli gibi..
sen ve ben ikimiz..
kabul et en dipteyiz...

tanımadığım kişiler var hep
aynadaki yüzümde
hiç bilmedimki istediğimi...
ne seni ne de kendimi..

bişeyim yok..
geçer dedim ama geçmedi.

bilmiyorum bilemiyorum
artık hiç bir şeyi
bize dair söylenek tek şey belli gibi
sen ve ben ikimiz
kabul et en dipteyiz..

sen ve ben ikimiz
kabul et en dipteyiz...

9/7/2008

...

                     

Bahar ve Ayrılık...

Bahar, alıp başını gitmelerin mevsimidir. Sebepsiz yere bazen... Önünü ardını hesaplamadan... Hesapsız, kitapsız çekip gitmelerin mevsimidir bahar...

Bir bakarsınız kekik kokulu bir nisan sabahı koparıp alıverir sizi hayattan... Çiçek açmış bir kiraz ağacının hayaliyle yollara düşersiniz.

Demir alır gönlünüzün limanındaki gemiler... Açılır gidersiniz...

Aradığınız belki yüzülmemiş denizlerdir, belki keşfedilmemiş sevdalar, belki hiç yazılmamış satırlar...

Yüzmenin, sevmenin, yazmanın heyecanıyla coşarsınız.

Dünyaya sırtınızı dönüp yürürken, o yaşanmamışlıkların izini sürersiniz kuytularda... Ve çoğu zaman kendinizle karşılaşırsınız umulmadık bir köşebaşında...

Elele tutuşur yürürsünüz içindeki çocukla...

O'nu büyütmekten korkarak...

 

9/7/2008

Uçurum... (Can Dündar)

 

Gece yarısıydı. Arabadaydım. Radyo Maydonoz'da Selim gazete köşelerinden internete yayılmış bir öykü­yü anlatıyordu. Kulak kesildim:

 "Bir sonbahar günü Londra'daki doktor muayenehanesinin bekleme odasında otu­ran adam, yaprakların dökülmesini hüzün­lü bir gülümsemeyle seyrediyordu. Biraz sonra muayene odasında doktor, teşhisi açıkladı kendisine:

 '- Bay Winkelman, beyninizde bir ur var. Hemen ameliyat olmalısınız.'

 Yüz hatları gerildi Winkelman'ın:

 '- İngiltere'de bu ameliyatı yapabi­lecek doktor var mı' diye sordu.

 '- Amerika'da yaşadığınıza göre orada olmanızı öneririm' dedi doktor; 'Zaten sizi ameliyat edebilecek tek operatör olan Charles Wronkow da orada yaşıyor.

 Winkelman teşekkür edip ayrıldı. Ote­le giderken derin derin düşünüyor ve yere dökülen yaprakları ayaklarıyla yavaşça iti­yordu.

 Birkaç gün sonra gazeteler tanınmış Amerikalı operatör Charles Wronkow'un İngiltere'de tatilini geçirirken intihar ettiği haberini verdiler.

 Polis, böyle tanınmış bir doktorun ne­den Wilkelman adı altında, Londra'nın yoksul bir mahallesindeki otelde kaldığını merak ediyordu."

* * *

 Bu öyküyü dinlediğim gecenin sabahın­da gazeteler Reve Favaloro'nun intihar haberini duyurmuşlardı.

 Favaloro, 1967'de bulduğu by-pass yöntemiyle kalp ameliyatlarında bir çığır açan ve milyonlarca hastayı kurtaran Ar­jantinli cerrahtı. Buenos Aires'teki muhte­şem villasında kalbine sıktığı tek kurşunla son vermişti hayatına...

 Milyonların kalbine giden kanalları açan bir insanın, kendi yüreğindeki tıkanmaya deva bulamaması ve sonunda onu kurşun­layarak susturması ne trajik bir final!..

 Bütün bir salonu gülmekten kırıp geçir­dikten sonra çekildiği makyaj odasında ses­sizce ağlayan bir palyaço gibi... Çevremize yaydığımız ışıktan biz nasiplenemeyiz çoğu zaman... insanın sözü geçmez, gücü yetmez ba­zen kendine...

 En güzel aşk filmlerinde oynayan kadın, alabildiğine mutsuzdur bakarsanız...

 Diline doladığı herkesin iç dünyasını ka­lemiyle didikleyen yazar, kendi içindeki keş­mekeşi tariften acizdir.

 Cemaate iman telkin ederken içten içe Tanrı'yı sorgulamaya başlamış bir din ada­mı kadar çaresiz, kıvranır insan...

 Yalnızlık korkusunu bastırmak için ömrü boyunca sayısız kadına tutulmuş bir Kazanova'nın sonunda anavatanı yalnızlığa dönmesi,

 ...ya da cehennemi bir cephede gün bo­yu askerlerine cesaret aşılayan kumandanın gece karargahta korkudan titremesi gibi,

 ...en yakından tanıdığı zaafı, en güven­diği yanına yakıştıramaz insan:

 ...ve kendini en bildiği yerinden vurur: Kalpse kalp; beyinse beyin...

...bir kurşunla durur.

 

* * *


 Çünkü en beteridir kendisiyle savaşan­ların, kendine yenilmesi...

 İnanmadan din adamı olarak kalamaz­sınız; sevmeden aşık rolü oynayamaz, cesa­retsiz savaşamazsınız; beyninizde bir urla beyinlere deva, kalbinizde kanayan bir ya­rayla kalplere şifa taşıyamazsınız.

 Bu kuşatmayı yarmak için o "zaaf”ları­nızı yok etmek zorundasınızdır; çoğu kez kendinizden vazgeçmek pahasına...

 insan, kendine rağmen gider o zaman...gençliğinde nice cana kıydığı kılıcının üzerine karnıyla yatıveren yaşlı bir Samuray savaşçısı ya da intihar için artık hükmedemediği tanıdık bir mikrofonu seçen Zeki Müren gibi, ölümü beklemeden onun kol­larına koşar.

 Bazen uluorta, bazen yapayalnız,

 ...uçsuz bucaksız bir boşluğa akar...

 Malum; "uzun süre uçuruma bakar­san, uçurum da senin içine bakar."

 Can DÜNDAR

9/7/2008

Yaşamaya Dair...

Bu dünya soğuyacak,
yıldızların arasında bir yıldız,
                        hem de en ufacıklarından,
mavi kadifede bir yaldız zerresi yani,
                        yani, bu koskocaman dünyamız.

Bu dünya soğuyacak günün birinde,
hattâ bir buz yığını
yahut ölü bir bulut gibi de değil,
boş bir ceviz gibi yuvarlanacak
                            zifiri karanlıkta uçsuz bucaksız.

Şimdiden çekilecek acısı bunun,
duyulacak mahzunluğu şimdiden.
Böylesine sevilecek bu dünya
                            "Yaşadım" diyebilmen için...
NAZIM HİKMET 1948...

12/6/2008

Nerdesin?...

 

10/6/2008

İlhan İrem Anlasana...

Her sevinci her kederi
En olumsuz sevgileri
Sonsuz denen gokleri
Herseyin sonu varsa

Ayrılıkların da sonu var
Bir gün çıkıp geleceksin
İçimde bir ümit var
Yeniden seveceksin

Yıllar var ki ben böyle
Bekliyorum özleminle
Anıların, umutların, kaldı bende
Anlasana, anlasana
Biraz da gerçekleri anlasana

Senden ayrı günlerimi
Sana nasıl anlatsam ki
Mevsimsiz çiçekler gibi
Yarım kaldım inan ki

Sensizliğin acısını
Sen nerden bileceksin
Sen hiç sensiz kalmadın ki
Mevsimleri saymadın ki

Yıllar var ki ben böyle
Bekliyorum özleminle
Anıların, umutların, kaldı bende
Anlasana, anlasana
Biraz da gerçekleri anlasana

10/6/2008

Yanlızlık Çöker İçimize...

 

Çok parçalandım, parçalandıkça çoğaldım diye inanmazsam nasıl yaşarım. Bir gün daha bitti ama yarın yeni bir gün diye inanmazsam nasıl yaşarım söyle yalnızlığım…Ömür denen şey de küçük umutlarım olmazsa nasıl yaşarım ah nasıl yaşarım.İnançlarım uğruna ölmezsem yada inançlarım için savaşmazsam nasıl hayatta kalırım… Ya şu hayatta savaşmaktan yorulanlardansam nasıl katlanırım bu hayata söyleyin hatıralar. Anılarımla başa çıkamıyorsam, pişmansam yaşadıklarımdan, artık kurduğum cümlelerin hepsi keşkelerle başlıyorsa nasıl yaşarım bu köhne boş şehirde. Artık eskisi gibi umutlu ve mutlu değilsem, hayattan tat alamıyorsam nasıl söyle nasıl yaşarım bu küçük, karanlıklar çökmüş evimde. Duvarlarım, odamın duvarları beni boğuyorsa, bir zamanlar rengarenk olan odam şimdi karanlıklara gömüldüyse benim halim için ne denilmeli. Onlardan odamın karanlığından, evimin sessizliğinden, bir zamanlar bana huzur veren şehrimin boşluğundan ne farkım kaldı söyleyin… Ben o hayat dolu umut dolu kız şimdi hayata küsmüş bir haldeyim. Belki de beni bu hale getiren sadece yaşam değildir belki de beni bu hale asıl getiren karanlığa gömen yüzümü solduran insanlar ve insanların çirkin yüzleridir ne dersiniz. İnsanlar değil midir Dünya’yı karanlığa gömen o zaman beklide beni de mutsuz yapan yine sahtekar düzenbaz yalan dolanı kendilerine hal edinmiş insanlar değil midir? Aslında ne isterler ki şu masum insanlardan ne günahları vardı ki o kendi halinde yaşayan insanların. Şimdi tekrar soruyorum nerde hak? Nerde adalet? Nerde insanlık? Cevap verin çünkü insanlık bu cevabı arar oldu… Eskiden olsa insanlar hak, adalet gibi kavramlar uğruna canlarını verirdiler. Oysa şimdi insanoğlu can almayı uygun görüyor. Tabi ki tüm insanların hepsi katil hepsi haksız değil ama masum olanlar bu insanlar tarafından korkutulup sindirildiği için Dünya karanlıkta…

10/6/2008

Çok beğendiğim ve paylaşmak istediğim "Yol arkadaşım" dizisindek

EYLÜL...
Sordum adın nedir dedim
Eylül dedi utanarak
Dedim o bir ay değilmi
Dedi bana en güzeli
Elin tuttum usulcacık
Dedim toprak gibi sıcacık
Saçın dedim neden sarı
Dedi başaklarda sarı
Dedim yakıp kavurdun mu?
Dedi böyle olur buğdayı
Dedi yoksa aç kalırsın
Ekmek doyurur karnını
EYLÜL ŞARKISINI İNDİRMEK İÇİN:
YİNE DİZİDEN HOŞ BİR ŞARKI UMARIM BEĞENİRSİNİZ:

 

8/6/2008

Keşkeler...


Yanlış yapmayan insan yoktur. İnsanlık yanlışını kabul ve düzeltmekle ölçülür.
Einstein

 

Hepimizin kendine göre doğruları, kendine göre kuralları var. Her doğru, kural olmak zorunda da değil; hep bunu iddia etsek de çiğneyip geçiyoruz bazen hepsini. Sonradan görüyoruz doğrularımızın evrensel olmadığını...


En çok atladığımız nokta bu bence yaşarken. Doğru olarak bildiklerimiz, sadece bizim doğrularımız. Başka doğrular da vardır...İşte belki de bunları gördüğümüzde kendi doğrularımız da anlam kazanacak ve faliyete geçecektir.Herkes hata yapabilir ne demişler "Hatasız kul olmaz" ama kul hata yapsa bile hatasını düzeltmeli yada düzeltmek için çaba göstermelidir.Yani bu lafın arkasına saklanıp her insan hata yapar diye yanlışlarını düzeltmekten kaçarsa o kişinin ne kendisine karşı ne de başkalarına karşı saygısı kalır...Kendi doğrularının başklarına uymayabilir olacağı olasılığını düşünen insan hayatta az hata yapar ve başarıya kolay ulaşır.En azından bir kere olsun doğrularından pişmanlık duymaz...

 

Kimi zaman düşünüyorumda şu keşkeler olmasa diye çünkü keşkeler artık canımı acıtır oldu...Bu yüzden sizde hayatınızda can sıkıcı keşkelerin olmasını istemiyosanız bu sözlerime dikkat verin.Ben çok çektim bu keşkelerden... Keşke dediğim öYle şeyler oldu ki hayatta bu yüzden artık keşke demeyeceğim bir hayata adım atmaya çalışıyorum sizde hatalarınızı önceden görün görün ki pişmanlığa düşmeyin çünkü "Son pişmanlık fayda etmiyor..."

 

Son olarak size tavsiyem dünyaya tek bir pencereden bakmayın farklı açılardan da bakmaya çalışın şu hayata en azından pişmanım dememek için

Sevgiyle kalın...

8/6/2008

Gitmekteyim...


Hasret desen bıktım,
Yalan desen yıldım.
Ne haldeyim?
Beklemekse sadakat,
Sabretmekse cesaret,
Ben hepsiyim…
Aşk yorgunu bir haldeyim,
Sıkıldım, çok kederdeyim,
Sonsuz bir merdivendeyim,
Düşmekteyim…


 

Gitmekteyim…
Bitmekteyim…
Uçsuzum bucaksızım,
Sevgisiz, kucaksızım,
Savrulmuşum,
Kavrulmuşum,
Bir bilsen ne çokmuşum…
Yalnızım, kararsızım,
Kızgınım, zararsızım,
Gökyüzünde kafesteyim,
Sanki son nefesteyim…
Gitmekteyim…



ZİYARETÇİ DEFTERİM


Image Hosted by ImageShack.us
Ziyaretçi Defterime bir şeyler yazmak için tıkla...



VİDEOLARIM











GÜLE GÜLE GENE BEKLERİZ...